Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Tedarik Fiyatının Altında Satış

HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERİ ÇERÇEVESİNDE TEDARİK FİYATININ ALTINDA SATIŞ

A- GİRİŞ*

Serbest piyasa ekonomisinde serbest ticaret ve rekabet özgürlüğü esastır. Ancak serbest ticaret ve rekabet özgürlüğü sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabet kuralları, rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmek amacı ile düzenlenmiştir.

Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanununun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır.1 Bu çalışmada ilgili mevzuat kapsamında tedarik fiyatının altında satış yapanlar hakkında haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilirliği konusunda değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır.

B- HAKSIZ REKABETİN UNSURLARI

Haksız rekabet hükümleri Türk Ticaret Kanunu’nun 54-63 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

MADDE 54 – (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.

(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.”

a. Tarafları

TTK’nın 54. maddesinin 1. fıkrası ile haksız rekabet hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak belirlenmiştir. Haksız rekabet kuralları sadece rakipler arasında değil, tedarikçiler, müşteriler, alıcılar arasındaki ilişkilerde de uygulama alanı bulmaktadır. Nitekim, 54. maddenin 2 fıkrasında rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.

Bu durumda tedarikçiler ve müşteriler arasındaki ilişkilerde de haksız rekabet hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Haksız rekabetin varlığı için aranan ana unsurlar ise şunlardır:

b. Aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış veya ticari uygulama

Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışların veya ticari uygulamaların varlığı halinde haksız rekabet hali oluşacaktır.

Dürüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla ya da ticari uygulamalarla olur. Davranışlar ve ticari uygulamalar iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters, aldatıcı, yanıltıcı, kandırıcı olabilir. İsviçre Kanununun gerekçesinde ifade edildiği üzere dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar rekabetin işlevsel kurallarını zedeler, rekabetten beklenen sonuçların alınmasını engeller.2

c. Zarar veya zarar tehlikesi

Zarar veya zarar tehlikesi, haksız rekabetin varlığı için aranan diğer bir unsurdur. Söz konusu fiil sonucunda zarar veya zarar tehlikesinin oluşmaması halinde haksız rekabetten söz edilemez. Dolayısıyla, zarar veya zarar tehlikesi sadece dava açabilmenin değil, aynı zamanda haksız rekabetin oluşumunun da unsurudur.3

d. İlliyet Bağı

Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar ile zarar veya zarar tehlikesi arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.

Kusur haksız rekabet eyleminin bir unsuru değildir. Haksız rekabete dayalı davaların açılabilmesi için failin kusurlu olması aranmaz. Ancak tazminat talepli davaların açılabilmesi için failin kusurlu olması gerekmektedir.

C- HAKSIZ REKABET HALLERİ

Haksız rekabet hallerinin başlıcaları TTK 55. maddesinde altı kategori altında düzenlenmiştir. Bu kategoriler şunlardır:

– Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar

– Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek

– Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma

– Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek

– İş şartlarına uymamak

– Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak

Kanunda sayılan bu haller tahdidi değildir. Bu haller dışında, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar kapsamına girebilecek başkaca hallerin oluşması durumunda da haksız rekabet hali oluşacaktır.

D- TEDARİK FİYATININ ALTINDA SATIŞ (Göstermelik Sunma/Yem ile Aldatma) (TTK 55/a-6)

6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesi, mülga 6762 sayılı TTK’da bulunmayan yeni bir haksız rekabet hali olarak tedarik fiyatının altında satış yapmayı düzenlemiştir.

TTK’nın “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar” kategorisinin 6. bendinde düzenlenen haksız rekabet türünün kanun metni aşağıdaki gibidir:

“Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur.”

Şartları

Örneklendirerek bir sunum olabilmesi için gereken şartları kısaca şöyle sıralayabiliriz:

1- Satışa sunulan seçilmiş bir ürün (mal veya hizmet) bulunmalıdır.

İşletmede satılan tüm ürün ve malları kapsamamalıdır. Seçilmiş bir ürün, mal veya hizmet olmalıdır.

Bu bendin konusu olan haksız rekabet eylemi İsviçre öğretisinde, “göstermelik (mostra) ile aldatma” veya “mostra ile avlama” diye adlandırılmaktadır. Kastedilen, bazı malların seçilmesi, onların fiyatının tedarik fiyatının altında mostra (göstermelik) olarak satışa sunulması, böylece avlanan tüketicinin aldatılmasıdır. Mostra kullanmak arz (sunma) şeklidir. Hükümdeki “seçilmiş bazı malların” ibaresi “mostra”yı ifade etmektedir.

Dürüstlüğe aykırı olan, sunulan malın “mostra” rolü oynaması, yani kalitesi ve tedarik fiyatı ile seçilmiş mallara hatta miktara özgülenmiş bulunmasıdır. Gerçekte sunanın malı, mostranın kalitesi düzeyinde değildir veya mostrayı gösterenin elinde mostranın kalitesinde yeteri kadar mal yoktur veya satıcı o kalitede malı -varsa- daha yüksek fiyatla satmakta, satmayı amaçlamaktadır. Mostralık mal satıcı veya takdim edici tarafından çeşitli amaçlarla kullanılabilir: yüksek kalite, düşük fiyatla avlanan müşteriye başka mal, başka fiyat uygulamak vs. müşteri toplam arz konusunda yanıltılabilir. Müşteri satış yerine gittiğinde veya mal kendisine gönderildiğinde, kalitesi, sınıfı ve özellikleri itibarıyla hatta bazen fiyatıyla başka bir malla karşılaşabilir ya da o malın bittiği belirtilip başka fiyatta mal verilebilir. Avlanan müşterinin nasıl kötüye kullanıldığı önemli değildir; bu hükümde belli bir şekle ve kalıba da bağlanmamıştır. Mostra ile avlama yöntemi, bir anlamda ahlâk kuralları ile bağdaşmayabilir. Ancak bu husus hükmün uygulanmasında önem taşımaz.4

2- Tedarik (maliyet) fiyatının altında satışa sunulmalıdır.

Tedarik fiyatından o malın satıcıya mâl olma fiyatı anlaşılır.5 Mal olma fiyatı ise malın tedarikçiden alış fiyatının yanında, tüm masraflar, satıcının konumu, çalıştırdığı personel sayısı vb. değişkenler gözetilerek tespit edilmelidir.

Aşağıdaki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2018 tarihli, 2017/1916 Esas ve 2018/7379 Karar sayılı kararının karşı oy yazısında gerçek tedarik fiyatının şu şekilde hesaplanması gerektiği belirtilmiştir:

“Tedarik fiyatının altında satış, tedarikçilerden alış fiyatı (tedarikçilerin faturalandırdığı bedelin veya liste fiyatından iskonto ve tenzilat bedeller çıkarılarak ödenecek KDV, transport, gönderme masrafları, sigorta, vergi, gümrük, komisyon gibi tedarik maliyetleri eklenerek bulunan rakam tedarikçiden alış fiyatıdır; yani, altında satıştır. Örneğin, tedarikçiden 1000 adet mal ısmarlanmıştır. Tedarikçi ile yapılan anlaşmaya göre, malın liste fiyatı 399 TL’dir; tedarikçi peşin ödeme karşılığında %3 iskonto; ayrıca fazla mal satın alındığı için %5 tenzilat yapmış; navlun 400 TL; paketleme 48 TL; sigorta ise 100 TL tutmuştur. Tedarik maliyeti şu şekilde hesaplanır; 100 adet malın toplam liste fiyatı (399.000 TL)-tenzilat (%5) 19.950 TL= 379.050 TL (hedef alış fiyatı; başfiyat). 379,050 TL- iskonto (%3) 11.371,50 TL = 367.678,50 TL (peşin alış fiyatı). Bu fiyata navlun (400 TL) ve sigorta (100 TL) eklendiğinde 1000 adet malın tedarik fiyatı: 368.226,50 TL’dir. Bir malın tedarik fiyatı ise: 368,23 TL’dir. İşte bu fiyatın altında satış tedarik fiyatının altında satıştır. Bu fiyatın üstünde satış, malın rayiç fiyatının altında olsa bile haksız rekabet olmaz. Alıcının satış masrafları ve kazan marjı tedarik fiyatının hesaplanmasında dikkate alınmaz.”6

Uygulamada da gerçek tedarik fiyatının belirlenmesi ve haksız rekabete konu malın tedarik fiyatının altında olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.12.2018 tarihli, 2017/117 Esas ve 2018/1883 Karar sayılı kararı şu şekildedir:

“..Davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, başka bir anlatımla tedarik fiyatının altında satış yapıp yapmadığı veya iş şartlarına uyup uymadığı hususları, sektör ve muhasip bilirkişilerin uzmanlık alanlarına giren konularda verdikleri raporlar gözetilerek hakim tarafından takdir edilmesi gerekmektedir.

Hâl böyle olunca, yerel mahkemece somut uyuşmazlığın sadece hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenemeyeceği dikkate alınarak ve 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 3. maddesi de gözetilerek alanında uzman sektör ve muhasip bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınıp, yukarıda açıklanan hususlar da ayrıntılı bir şekilde irdelenip sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; Özel Dairenin bozma gerekçesinin yerinde olduğu ve bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekir.”7

Bir başka Yargıtay kararında bilirkişi raporu ile tespit edilen tedarik fiyatının esas alınarak karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2018 tarihli, 2016/7703 Esas ve 2018/1505 Karar sayılı kararı şu şekildedir:

“…Anılan madde metnine göre haksız rekabetin oluşması için; seçilmiş ürünlerin, malların ve faaliyetlerin tedarik fiyatının altında satışa sunulması, bu şekilde satışa sunumun birden çok kez tekrarı, bu şekilde sunumun reklamlarda özellikle vurgulanması suretiyle kendisinin veya rakiplerinin kabiliyeti hakkında müşterilerin yanıltılması şartlarının kümülatif olarak gerçekleşmiş olması gerekir.

Gerçek tedarik fiyatının satıma konu değerden daha düşük olduğunu ispat yükü davalı tarafa aittir. Kanun koyucu söz konusu düzenlemeyle, bir tacirin, sırf daha fazla müşteri çekebilmek amacıyla kendisinin müşterilere daha ucuza satış yaptığına inandırmak için, göstermelik bazı ürünlerde tedarik fiyatının altında satış yapmak ve reklamlarında da buna vurgu yapmak suretiyle, kendisinin yeteneği konusunda müşterileri yanıltarak rakiplerinin önüne geçmeye çalışmasını dürüstlüğe aykırı ve haksız rekabetçi bir davranış olarak nitelendirmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ekmeğin tedarik fiyatının altında satıldığı belirlenmiş olmakla, anılan hüküm tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir..”7

3- Satışa sunum birden çok kere, yani tekrarlamış olmalıdır.

Satışa sunumun tekrar etmesi, düzenli olarak örneğin haftalar veya aylar boyunca yapılması gerekmektedir. Tedarik fiyatının altında satış bir defaya mahsus olmak üzere tanıtım veya ürünün tüketilmesi gibi bir amaçla gerçekleşmişse göstermelik ile aldatma fiili yoktur. Zira kanun koyucu bendin uygulanması bakımından tedarik fiyatı altında satışın birden fazla kez gerçekleşmesini aramakta ve bunu dürüstlük kuralına aykırılığın belirtisi olarak görmektedir.8

4- Reklamlar yolu ile özellikle vurgulanmalıdır.

Tedarik fiyatının altında olan satışın, reklamlarda (örneğin, mail gönderilerek, vitrinlerde sergilenerek, afişler asılarak) özellikle vurgulanması ve bu suretle müşterilerin dikkatinin çekilmesidir. Tedarik fiyatının altında satışa sunulan malın reklamlarda göze çarpan bir şekilde yer alarak özellikle vurgulanması gerekmektedir.

5- Müşterileri yanıltacak bir etki göstermelidir.

Yanıltmadan anlaşılması gereken, müşterilerde sadece ilanda gösterilen tedarik fiyatının altındaki (göstermelik) mal ve hizmetler için değil o işletmeye ait tüm ürünler için indirim olduğu intibaı uyandırması ancak bu intibaın da gerçekle bağdaşmaması gerekir.

Bu şekilde yanıltmanın ispatının güç olması nedeniyle kanunda davacı lehine bir karine öngörülmüştür. Satış fiyatının aynı çeşit malların alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması durumunda yanılmanın varlığı karine olarak kabul edilmiştir. Bu karinenin varlığı için reklama konu olan satış fiyatının aynı çeşit ürünlerin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması gerekir. Karinenin aksini ispat ise her zaman mümkündür. Bu durumda ispat külfeti yer değiştirerek davalının aksini ispat etmesi gerekmektedir. Bu durumda davalı, gerçek tedarik fiyatını (maliyet fiyatını) ispatlar ise bu fiyat değerlendirmeye esas alınır.

Hüküm yanılmanın hangi hallerde varlığının karine olarak kabul edileceğini de göstermiştir: Bunun için reklâmı yapılan fiyatın aynı çeşit malların (iş ürünlerinin veya faaliyetinin) benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması gerekir. Başka bir deyişle ancak bu halde yanıltma karinesi kabul edilir. Önemli olan aynı çeşit mal, benzer hacimde alımdır. Rakiplerin yeteneği hakkında yanıltmak ile kastedilen, onların kapasitesine ilişkin olarak alıcıların hatalı algılamaya yöneltilmesidir.9

Tedarik fiyatının altında satış yapmak başlı başına haksız rekabet oluşturmaya yetmemektedir. 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesi gereğince, haksız rekabetten bahsedebilmek için, tüketicilerin bir işletmeden alışveriş yapmalarını sağlamak amacıyla, işletmede satılan sadece belirli mal veya hizmetin birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunulması ve işletmedeki tüm mal veya hizmetlerin ucuza satıldığı intibaının tüketicide oluşması gerekmektedir. Burada tedarik fiyatının altında satış yapan kişinin genel olarak rakiplerine oranla daha ucuz mal veya hizmet sattığı intibaının da uyandırılması söz konusudur. Dolayısıyla böyle bir durumda tüketiciler, sadece belirli mal ve hizmetlerde değil tüm ürünlerde genel bir ucuzluk olduğu kanısına ulaşmakta ve sadece ucuza satılan mal ve hizmetlerin değil başka mal ve hizmetleri de satın almaktadır.10

E- HAKSIZ REKABET DURUMUNDA AÇILABİLECEK DAVALAR

1. Tespit Davası

Yalnızca mevcut durumda haksız rekabetin bulunup bulunmadığının tespiti için açılabilecek bir dava türüdür. Bu dava haksız rekabetin varlığının tespitinin dahi yeterli olabileceği durumlar için öngörülmüştür.

2. Men Davası

Mevcut bir haksız rekabet fiiline devam edildiği veya tekrar edilme tehlikesi bulunan durumlarda haksız rekabetin durdurulması için açılabilecek bir dava türüdür. Haksız rekabet devam ettiği ve haksız rekabet eyleminin tekrarlanma tehlikesinin mevcut olduğu sürece zamanaşımı işlemez. Dolayısıyla zamanaşımının geçmesi nedeniyle bu davayı açma hakkı düşmez. Davayı açma hakkı, ancak tehlikenin sona ermesi veya sessiz kalma nedeniyle dava hakkının düşmesi halinde sona erer.11

Bir kimse aleyhine men davasının sonucunda verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur.

3. Düzeltme Davası

Bu dava ile haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, örneğin taklit markanın, etiketin, bantların, bandajın veya işaretin silinip çıkartılması mümkün olan hallerde bunların mallar üzerinden silinmesi veya çıkartılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlemesinde etkili olan araçların ve malların imhası istenebilir. (TTK m.56/1-c) Bir kimse aleyhine düzeltme davasının sonucunda verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. (TTK m.56/4)

4. Maddi Tazminat Davası

Bu dava failin kusurlu olması halinde açılabilir. Kusurun varlığını iddia eden ispatlamak zorundadır. Bu dava ile davacı tarafından ispat edilecek olan zarar ve ziyanın tazmini amaçlanır. Ancak bu miktarın ve kapsamının ispatlanmasındaki zorluktan dolayı, kanunda, hakime haksız fiil sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebilme yetkisi verilmiştir.12

5. Manevi Tazminat Davası

Türk Borçlar Kanununun 58’in aradığı şartların gerçekleşmesi halinde, yani kişilik haklarının hukuka aykırı bir fiille kusurlu olarak zedelenmiş olması halinde manevi tazminat talepli dava açılabilir. Bu durumda belirli bir tazminatın ödenmesine veya fiilin kınanmasına ve bu kararın basın yolu ile ilan edilmesine karar verilebilir.

Haksız rekabet eyleminden etkilenen kişiler, haksız rekabet nedeniyle, müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kişiler dava açma hakkına sahiptirler. Haksız rekabet eyleminin bu kişileri doğrudan etkilemiş olması şart değildir, dolaylı olarak da etkilenmiş olsalar da bu davaları açabilirler.

Haksız rekabet yüzünden ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan müşteriler de haksız rekabete ilişkin yukarıdaki tüm davaları açabilir. Ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.

Mesleki ve Ekonomik Birlikler, Kamusal Nitelikteki Kurumlar ile Tüketici Örgütleri, tespit, men, düzeltme davası açabilirler. Ancak tazminat davalarını açamazlar.

Tüm bu davalar haksız rekabet fiilini işleyen kişiye karşı açılabilir. Tazminat davalarının açılabilmesi için haksız rekabet fiilini işleyen kişinin kusurlu olması gerekir.

6. Zamanaşımı

Haksız rekabetten doğan davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Haksız rekabet eylemi devam ettiği veya tekrarlanma tehlikesi mevcut olduğu sürece zamanaşımı işlemeyecektir.

HAKSIZ REKABET SUÇU

Haksız rekabet fiilinin sonucu ayrıca TTK 62. madde ile cezai sorumluluk ve müeyyidelere de bağlanmıştır. Ceza sorumluluğunu gerektiren fiiller şunlardır;

– TTK. Madde 55’de yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,
– Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerinkine tercih edilmesi için kişisel durumu, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,
– Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim ve ticari sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,
– Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler

Somut olayda fiil, daha ağır bir cezayı gerektiren bir fiil ise bu madde hükümleri değil, söz konusu suça ilişkin özel veya genel kanun hükümleri uygulanır.

Şikayete tabi suçlardandır. TTK 56. maddesi gereğince hukuk davasını açma hakkını sahip bulunanlar şikayet hakkında da sahiptirler.

Haksız rekabet suçuna ilişkin hükümler, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında da uygulanır.

Haksız rekabet suçunun cezası her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Tedarik fiyatının altında satış yapanlar hakkında da TTK 55/a-6 bendindeki diğer şartların da oluşması ve bu fiilin kasten işlenmesi halinde haksız rekabet suçu oluşacaktır.

F- REKABET HUKUKU ÇERÇEVESİNDE TEDARİK (MALİYET) FİYATININ ALTINDA SATIŞIN DEĞERLENDİRMESİ

Rekabet hukuku açısından da haksız rekabet hukuku açısından da fiyatların serbestçe belirlenmesi desteklenmektedir. Aksi durumda anayasal güvence altında olan ticaret ve rekabet özgürlüğü zarar görecektir. Tedarik fiyatının altında satış yolu ile haksız rekabet halinden bir fiyat kontrol sisteminin olması gerektiği anlaşılmamalıdır. Zira burada göstermelik ürünün tedarik fiyatı alında satışa sunularak müşterilerin aldatılması söz konusudur. Rekabet hukukunda da fiyatların tespitine yönelik olarak getirilen sınırlamalar istisnai olarak belirlenmiştir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanununda yatay veya dikey fiyat anlaşmaları, hakim durumda bulunan bir şirketin yıkıcı fiyat uygulamaları ve bu durumu kötüye kullanmaları yasaklanmıştır.

Rekabet hukukunda yıkıcı fiyat uygulaması hakim durumdaki işletmenin rakiplerini pazar dışına çıkarmayı amaçladığı hakim durumun kötüye kullanılması niteliğindeki düşük fiyat uygulaması olarak tanımlanabilir. Düşük fiyat uygulamasından genellikle maliyet altı satış anlaşılmaktadır. Rekabet hukuku açısından hakim durumda olmayan bir teşebbüsün çapraz sübvansiyon yapması veya seçici fiyat uygulaması sorun olmazken; maliyetin altında satışlar yapan teşebbüsün bu davranışı, hakim durumda olup olmadığına bakılmaksızın, diğer şartların varlığı hâlinde haksız rekabet olarak değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla Rekabet Kanunu, tedarik fiyatının altında satış durumunda haksız rekabet hmlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Zira her iki alan birbirini tamamlamaktadır.13

G- SONUÇ

Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında, tedarik fiyatının altında satış yapılması durumunda, gerçek tedarik fiyatının (maliyet fiyatının) altında satışın yanında diğer dört şartın da oluşması halinde tedarik fiyatının altında satış yapanlara karşı haksız rekabet hükümleri uygulanabilecektir. Bu durumda haksız rekabete ilişkin davalar açılabilecek, kastın varlığı halinde haksız rekabet suçu kapsamında şikayet hakkı doğacaktır. Rekabet hukukunda da tedarik fiyatının altında satışa ilişkin haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasını sınırlayacak bir durum söz konusu değildir.

Saygılarımızla.

Av. Halil ŞİMŞEK & Av. Fatma Nur YILDIZ ERTEN

*İşbu bilgi notu içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği teşkil etmemekte ve yasal mevzuatta yapılacak değişiklikler kapsamında güncel hali yansıtmayabilecek olup, bu değerlendirmelerden ötürü herhangi bir şekilde Taşkın & Şimşek Avukatlık Ofisi’ne sorumluluk yükletilmesi mümkün değildir. Bu bilgi notunun kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye edilir.


[1] Arkan, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350

[2] Gerekçe m.54

[3] Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 2013, syf.212

[4] Gerekçe m.55

[5] Gerekçe m.55

[6] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2018 tarihli, 2017/1916 Esas ve 2018/7379 Karar sayılı kararının karşı oy yazısı
[7] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.12.2018 tarihli, 2017/117 Esas ve 2018/1883 Karar sayılı kararı

[8] Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 2013, syf.225

[9] Gerekçe m.55

[10] N.Füsun Nomer Ertan; Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 227 11 Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 2013, syf.241

[11, 12] Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 2013, syf.241, 242

[13] Yrd. Dç. Dr. Hamdi Pınar-Reklam Ve Satış Yönetmelerine ilişkin Haksız Rekabet Halleri

Share :