Bilindiği üzere kesinleşmeden icra edilen mahkeme
kararlarının icrasının önlenmesi için, çoğu kez davalı-borçlu tarafından icra dosyasına
nakit teminat veya teminat mektubu verilmektedir. Teminat nakit olarak
yatırılmış ise yatırılan bu paranın hemen takip alacaklısına ödenmesi hukuken
mümkün değildir. Borçlu yatırdığı bu teminat ile takip nedeniyle aleyhine haciz
gibi icra işlemlerinin yapılması önlemiş olmaktadır.
Borçlu tarafından teminat olarak yatırılan bu paranın nemalandırılması
resen veya talep üzerine icra müdürlüğünce sağlanabilmektedir. Anayasa
mahkemesinin iptal kararına kadar bu nemalar Harçlar Kanunundaki açık hüküm gereğince
teminat olarak yatırılmış olsa bile, nemaları devlete aitti. Ancak Anayasa Mahkemesinin
Harçlar Kanununun bu yöndeki açık hükmünü iptal etmesinden sonra nemaların hak
sahiplerine ait olmasının yolu açılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, cebrî icra faaliyetinin bir
gereği olarak Devletin uhdesinde belirli bir süre tutulan taraflara veya
ilgililere ait paralar, anayasal güvence altındaki temel hak olarak mülkiyet
hakkının konusudur. Mülkiyet hakkı ise kullanma, yararlanma, tüketme (usus,
fructus, abusus) şeklinde tam bir mutlak hak sağlar. Belirli bir süre Devletin
uhdesinde kalan bu paraların, özellikle bu süreç içinde başta enflasyon olmak
üzere değer kaybına uğraması, para üzerindeki mülkiyet hakkının eksilmesi ve
kaybı demektir. Bunun önüne geçmek, gerekli tedbirleri almak Devletin temel
haklara ilişkin pozitif yükümlülükleri arasında bulunmaktadır. (Av. Prof. Dr.
Muhammet ÖZEKES. İcra Takiplerinde Nemalandırma ve Mülkiyet Hakkı İhlali Sorunu.
İzmir Barosu Dergisi 2023 Ağustos sayısı)
Devletin bu pozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak
nemalandırdığı tehiri icra teminat bedelinin elde edilen nemalarının kime ait
olacağı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun çözümünde öncelikle
tehiri icra teminatının hukuken ne olduğunun belirlenmesi gerekir.
Tehiri icra (icranın durdurulması), ilamlı icra takibi
borçlusunun icra dosyasına
belirli bir teminat göstererek
alacağı kararla icra işleminin
üst derece mercilerinden birindeki dosya sonuçlanana kadar durdurulmasıdır. Bu
hususta gösterilecek teminatın illa nakit olması da gerekmez. Teminat mektubu,
taşınmaz gibi değerler de teminat olarak kabul edilebilmektedir. Bu teminatın tutarı, dosya borcunun üzerine üç aylık
faiz eklenerek hesaplanan toplam icra alacağından az olmamalıdır. (İİK 36 m.)
Diğer yandan icra dosyasına yatırılan tehiri
icra teminatı, icra dosyasına yapılan bir borç ödemesi değildir. İleride tehiri
icra kararının etkisinin son bulması halinde, alacaklının alacağı öncelikle bu
teminattan karşılanacak, teminatın yetersiz olması halinde ise bakiye icra
işlemlerine devam edilecektir. Dolayısıyla icra dosyasına yatırılan tehiri icra
teminatının üzerindeki mülkiyet hakkı, tehiri icra kararının etkisi sona erinceye
kadar nakit teminatı icra dosyasına yatıran borçluya aittir. Alacaklının yatırılan
bu teminat üzerindeki hakkı ise, kanuni rüçhan hakkı olmaktan öte değildir.
İcra müdürlüğünün buradaki rolü ise, borçlunun gösterdiği teminatı elinde
bulundurma niteliğindedir. İcra Müdürlüğü tehiri icra kararının etkisinin son
bulması halinde, alacaklının alacağını mevcut rüçhan hakkına dayalı olarak öncelikle
icra dosyasına yatırılan bu teminattan karşılayacak, ancak bakiye söz konusu
ise, bunun ilgilisine ödenmesi için gereken icra işlemlerini yapacaktır. Bakiye
borçlu lehine olabileceği gibi, alacaklı lehine de olabilir. Bu durum sadece
yapılacak işlemde değişikliğe yol açar. Tehiri icra kararı için yatırılan
teminatın yatırılma gerekçesinin borçlu lehine ortadan kalkması ve kanunda
belirtilen hususların gerçekleşmesi halinde ise borçluya iadesi gerekmektedir.
Burada yatırılan bu nakit teminatın elde edilen
nemaların kime ait olacağı üzerde de durulması gerekmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi
tehiri icra teminatı olarak icra dosyasına yatırılan para üzerinde borçlunun
mülkiyet hakkı bulunmaktadır. Bu mülkiyet hakkı en azından yatırılan paranın
koşullarının oluşması halinde alacaklıya ödenmesine kadar devam eder. Bu para
aynı zamanda alacaklının alacağının da teminatıdır. Bu teminat üzerinde
alacaklının rüçhan hakkı vardır. Alacaklıya kanunen hangi hallerde teminata
başvurma hakkı tanınmış ise, o hallerin gerçekleşmesi ile teminata başvurma
hakkını kullanabilir.
İcra iflas Hukukumuza göre alacaklının tehiri
icra teminatına başvurma hakkını kullanabilmesi için tehiri icra kararının
etkisinin sona ermesi, yani icraya konu edilen kararın icrasının durdurulması
için ön görülen sürenin sona ermesi gerekmektedir. (İİK m.36) Bu süre, istinafa
konu edilen bir karar için istinaf başvurusunun, temyize konu edilen bir karar için
ise temyiz başvurusunun sonuçlanması anlamına gelir.
Mülkiyet
hakkı, yararlanma yetkisini de kapsar. Başka bir ifade ile mülkiyet hakkı sahibi,
mülkiyet hakkının konusunun doğal ve
medeni ürünlerinden yararlanma yetkisine sahiptir. Mülkiyet konusunun fiilen kimin elinde
bulunduğu da önemli değildir.
Dolayısıyla tehiri icra teminatı olarak icra dosyasına
yatırılan para üzerinde yatıran borçlunun mülkiyet hakkı söz konusu olduğundan,
bu paranın medeni ürünü niteliğinde olan nemalarından da yararlanma hakkı
mülkiyet hakkı sahibi borçluya aittir. Ancak yatırılan bu para üzerindeki
alacaklının kanuni teminat ve rüçhan hakkı, bu paranın nemalarını da kapsar.
Başka bir ifade ile nemalar teminat olan paradan ayrı değerlendirilemez.
İİK 36/son maddesindeki “Bölge adliye
mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya
Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme
gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir.” hükmü gereğince tehiri icra kararının etkisinin sona ermesinden
sonra, icra müdürlüğü öncelikle icra dosyasında kapak hesabı yaparak borçludan
tahsil edilecek para miktarını tespit etmelidir. Sonrasında borçlu tarafından
tehiri icra teminatı olarak yatırılan para ve nemalandırılmış ise o tarihe
kadar elde edilen nemadan, tahsili gereken (borçluya yüklenen haraç ve
masraflar dahil) parayı tahsil edip, alacaklıya ödemelidir. Tüm ödemeler
yapıldıktan sonra dosyada kalan bir para var ise bu parayı mülkiyet hakkı
bulunan borçluya iade etmelidir. Dosyaya yatırılan para nakit teminat ve nemaları
dahil alacaklının alacağını karşılamaya yetersiz ise, bu kez ilave icra
işlemleri ile alacaklının alacağına kavuşmasını sağlama yoluna gitmelidir.
Bugün bazı icra müdürlükleri
yukarıda belirttiğimiz şekilde uygulama yapmasına rağmen, bazı icra
müdürlükleri ise Yargıtay’ın İİK 134. maddesine göre yapılan ihale hakkında
ihalenin feshi davası açılması ile ilgili verdiği kararda “hak sahiplerine
ödenmek gerekir” şeklindeki ifadesine yanlış anlam vererek, tehiri icra
teminatı olarak yatırılan paranın nemasının alacağına oranla bir bölümünün alacaklıya
verilmesine karar vermektedir. Bu
şekildeki kabul hatalıdır. Zira İİK 134.maddesine konu para ile İİK 36.
maddesine konu paranın hukuki nitelikleri farklıdır.
Bu şekildeki yapılacak hatalı uygulama
yukarıda açıklandığı üzere borçlunun mülkiyet hakkının ihlali netliğindedir ve
icra müdürlüğünün sorumluluğuna yol açabilir.
Sonuç olarak, borçlu tarafından
tehiri icra teminatı olarak icra veznesine yatırılan para üzerinde borçlunun
mülkiyet hakkı söz konusudur. Yatırılan bu paranın nemalandırılmış olması
halinde elde edilen nemalar da mülkiyet hakkı kapsamında yatıran borçluya
aittir. Ancak tehiri icra teminatı olarak yatırılmış olan para ve varsa bu
paradan elde edilen nemalar bir bütün olarak alacaklının alacağının teminatıdır
ve alacaklının bu teminat üzerinde sadece rüçhan hakkı bulunmaktadır.
Saygılarımızla,
Taşkın & Şimşek AO
——————————–
*İşbu çalışma içerisinde yer alan
değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içesinde
mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu
yansıtmayabilecektir. Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü
Taşkın & Şimşek Avukatlık Ofisi sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu
çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü
alınması tavsiye olunur.