BANKA TEMİNAT MEKTUPLARI VE TAZMİNİ TALEPLERİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

GİRİŞ*:

Ticari hayatta büyük öneme sahip banka teminat mektupları, alacak-borç ilişkilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bankalar, teminat mektupları ile asıl sözleşmenin alacaklısı olan muhataba, borçlu konumunda olan lehtarın edimini hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde ortaya çıkabilecek zararları karşılamayı taahhüt etmektedir. Bu anlamda teminat mektupları, alacaklının alacağına kolaylıkla kavuşmasında ve ticari ilişkilerin devamlılığını sağlamada önemli bir role sahiptir. Bu çalışmada, banka teminat mektuplarının hukuki niteliği, unsurları ve çeşitleri incelenecek, teminat mektuplarının tazmininde dikkat edilmesi gerekenler üzerinde durularak, tazmin yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankanın sorumluluğu konularına değinilecektir.

BANKA TEMİNAT MEKTUPLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ, TANIMI VE UNSURLARI:

Banka teminat mektuplarına ilişkin Türk Hukukunda doğrudan bir düzenleme bulunmamakla birlikte teminat mektupları ve tazminine ilişkin hususlar uygulama, içtihatlar ve uluslararası hukuka göre oluşmuştur. Teminat mektuplarının hukuki niteliği doktrinde farklı tartışmalara neden olmuştur. Yargıtay, 1967 ve 1969 yıllarında iki İçtihadı Birleştirme Kararı vererek, teminat mektuplarının hukuki niteliğine ilişkin üçüncü kişilerin fiillerini üstlenme şeklinde garanti sözleşmesi olduğuna hükmetmiştir.[1] Günümüzde doktrinde hâkim olan görüş de teminat mektuplarının garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu, garanti sözleşmesinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “üçüncü kişinin fiilini üstlenme” başlıklı 128. maddesinde düzenlendiği yönündedir.[2] Türk Borçlar Kanunu’nun “üçüncü kişinin fiilini üstlenme” 128. maddesi ise şu şekildedir:

“Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.”

Banka teminat mektuplarını genel olarak, bankaların yurt içinde ya da yurt dışında bulunan müşterileri lehine, bir malın teslimi, bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi gibi konularda muhatap kuruluşlara veya kişilere hitaben verdikleri, söz konusu yüklenimin yerine getirilmemesi hâlinde, talep ile mektup tutarının ödenmesi taahhüdünü içeren garanti sözleşmesi niteliğindeki belgeler şeklinde tanımlayabiliriz.

Garanti sözleşmelerinde bulunması gereken öğeler dikkate alınarak teminat mektuplarının unsurlarını; belli bir hareket tarzına yönlendirme amacı, belirli bir riskin üstlenilmesi, bağımsız bir yükümlülük altına girme ve ivazsızlık olarak sıralayabiliriz. Bu anlamda banka, muhatabı lehtar ile bir hukuki ilişkiye girmeye yönelterek, lehtar ile muhatap arasında meydana gelecek hukuki ilişkideki riski üstlenmekte ve lehtarın edimini yerine getirmemesi durumunda tek taraflı olarak yükümlülük altına girmektedir.

Banka teminat mektupları hakkında herhangi bir düzenlemenin olmaması nedeniyle mektup içerikleri ve amaçları farklı şekillerde olabilmektedir. Ancak genel olarak şu ayrımlar yapılmaktadır:

Konusuna göre; geçici teminat mektupları, kesin teminat mektupları, avans teminat mektupları,

Geçerli olduğu süreye göre; vadeli teminat mektupları ve vadesiz teminat mektupları,

Ödeme talebinin şekline göre; ilk talepte ödeme kaydını içeren teminat mektupları ile şarta bağlı teminat mektupları.

Geçici teminat mektupları; ihaleye katılarak teklifte bulunan kişilerin, ihalenin üzerlerine kalması halinde, tekliflerinin ciddi olmamasından kaynaklanarak asıl sözleşmeyi imzalamamaları nedeniyle meydana gelebilecek zararların güvence altına alınması amacıyla banka tarafından düzenlenmekte, ihalenin kazanılması ile geçici teminat mektubunda öngörülen risk ortadan kalktığından, asıl sözleşmeyi yapan kişinin geçici teminat mektubunu kesin teminat mektubuna dönüştürmesi gerekmektedir.[3] Kesin teminat mektupları; lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkide, lehtarın sözleşmede öngörülen edim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmesinin üstlenilmesini konu edinen teminat mektuplarıdır.[4]

Vadeli teminat mektupları; bankanın belirli bir süre için garanti verdiği teminat mektuplarıdır. Uygulamada vadeli teminat mektupları ile sıkça karşılaşılmaktadır. Bu nedenle vadeli teminat mektuplarına aşağıda ayrıca değinilecektir. Vadesiz teminat mektupları da tarafların herhangi bir süre kararlaştırmadığı teminat mektuplarıdır.

İlk talepte ödeme kaydını içeren teminat mektupları; muhatabın yazılı tazmin talebi üzerine herhangi bir itiraz ileri sürmeden derhal ödeme yükümlülüğü altına girdiği teminat mektuplarıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan teminat mektubudur. Neredeyse tüm banka teminat mektupları ilk yazılı talep üzerine ödeme taahhüdü içermektedir. Genel olarak teminat mektuplarında, “borçlu hakkında herhangi bir ihbara, itiraza, protesto keşidesine, borçlunun olurunu almaya, yargı kararı alınmasına gerek kalmaksızın ilk yazılı talebiniz üzerine” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Şarta bağlı teminat mektupları ise bankanın ödemede bulunmasının, lehtarın edimini yerine getirip getirmediğine ilişkin bazı belgeler sunulması gibi şartlara bağlandığı teminat mektuplarıdır. Şarta bağlı teminat mektupları, teminat mektupları ile verilen güvenceyi zayıflattığı için uygulamada tercih edilmemektedir.

Uygulamada en sık karşılaşılan kayıtsız şartsız ödeme kaydını içeren vadeli teminat mektuplarıdır. Bu nedenle aşağıda incelenecek konular, vadeli ve ilk talepte ödeme kaydını içeren teminat mektuplarına ilişkin olacaktır.

BANKA TEMİNAT MEKTUPLARI AÇISINDAN VADE VE ZAMANAŞIMI:

Yukarıda belirtildiği üzere banka teminat mektupları vadeli veya vadesiz olabilmektedir. Vadeli teminat mektupları hukuki olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 128. maddesinin 2. fıkrasına dayanmaktadır.

“Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.”

Kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere, vadeli teminat mektuplarında sürenin bitimine kadar tazmin talebine ilişkin başvuru yapılması gerekmektedir. Süre bitiminden sonra tazmin talebi için başvuru yapılması halinde bankanın tazmin yükümlülüğü olmayacaktır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2018 tarihli, 2016/11111 E. Ve 2018/3838 K. sayılı kararı ile,

“Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının açtığı ihaleyi alan davalı şirketlerden oluşan iş ortaklığının vergi borcu çıkması nedeniyle ihalenin feshedildiği, geçici teminat mektubunun 15/03/2009 tarihine kadar geçerli olduğunu, davacı idarenin bu tarihe kadar bankaya başvurduğunu ispat edemediği, bu nedenle dava konusu bedelden davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı, diğer davalılar yönünden ise davacının teminat mektubunun tamamını irad kaydedemeyeceği, talep edebileceği miktarın 73.387,50 TL olduğu gerekçesiyle davalı banka aleyhine açtığı davanın reddine” şeklinde verilen yerel mahkeme kararını onamıştır. [5]

Vadeli teminat mektuplarında bankanın tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi için muhatabın süre bitiminden önce yazılı tazmin talebinde bulunması gerekir. Ancak süre bitimi nedeniyle bankanın yükümlülüğünün ortadan kalkması için süre bitimine kadar yazılı olarak başvurulmaması halinde bankanın sorumluluğunun sona ereceği konusunun teminat mektubunda açıkça yazması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, vadeli teminat mektuplarında vade tarihinin geçmesiyle teminat mektubunun hükümsüz hale geldiğinin ileri sürülebilmesi için vade sonuna kadar tazmin talebinin bankaya ulaşmaması halinde teminat mektubunun hükümsüz kalacağına ilişkin ifadenin teminat mektubunda bulunması gerekmektedir. Bu anlamda, vadeli teminat mektubu içeriğinde vade sonuna kadar tazmin talebinde bulunulmaması halinde teminat mektubunun hükümsüz kalacağına ilişkin bir ifadenin olmaması durumunda, bankanın teminat mektubunda yazılı vade tarihinden sonra da ödeme yükümlülüğü devam etmekte olup, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde tazmin talebinde bulunulabilecektir. Nitekim Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2013 tarihli, 2012/798 E., 2013/1542 K. sayılı kararı ile,

“Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu teminat mektuplarında 19.11.2007 ve 9.11.2007 tarihine kadar geçerli olduğunun açıkça yazılı olduğu, bu şerhler dışında başkaca şart konulmadığı, teminat mektuplarının vade sonunda hükümsüz hale gelebilmeleri için B.K.nun 110. maddesi anlamında bir sözleşme haline getirilmesi ve … vade tarihine kadar başvurulmadığı takdirde teminat mektubunun hükümsüz hale geleceği… hususunun açık ve net olarak teminat mektubu metnine yazılması gerektiği, bu yazılmadığı takdirde vade dolsa bile vadeden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar tazmin talebi ileri sürülebileceğinden bu sürenin dolmasının bekleneceği, sadece vade kaydını taşıyan davaya konu teminat mektupları henüz iade edilmediğinden 10 yıllık zamanaşımı süresi de dolmayıp bu süre içerisinde tazmin talebi ileri sürülebileceğinden davacının hesabı üzerindeki blokenin kaldırılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde verilen yerel mahkeme kararını onamıştır. [6]

BANKA TEMİNAT MEKTUPLARININ TAZMİNİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER:

Yukarıda bahsedildiği üzere vadeli teminat mektuplarında, tazmin talebinin süresi içerisinde bankaya ulaştırılması gerekmektedir. Tazmin talebinin ve içeriğinin ise ne şekilde olacağı yine uygulamalar ve içtihatlar ile belirlenmiştir. Öncelikle tazmin talebinin yazılı olarak yapılması gerekmektedir.  Türk Borçlar Kanunu’nun 128. maddesinin 2. fıkrası uyarınca belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması halinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir. Teminat mektubunda, tazmin talebinin yazılı olarak bankaya ulaşmaması halinde teminat mektubunun hükümsüz kalacağına ilişkin ifadenin bulunması halinde tazmin talebinin yazılı olarak yapılması gerekmektedir. Ayrıca yazılı olarak yapılmayan tazmin talebinin ispatı da mümkün olmayacağından tazmin talebinin her halükârda yazılı yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay içtihatlarında da yazılı tazmin talebi olmaksızın yalnızca teminat mektubunun ibrazı yeterli görülmemektedir.

Tazmin talep yazılarını şekil şartlarına ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte içtihatlar ile bazı uygulamalar oluşmuştur. Tazmin talep yazılarında muhatabın, lehtarın yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtilmesi gerekmektedir.[7] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2019 tarihli, 2017/2572 E., 2019/2649 K. sayılı kararı ise şu şekildedir:

“Hukukumuzda banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesi konusunda açık bir düzenleme bulunmamakta, 6098 sayılı TBK’nın 128. maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenme kapsamında değerlendirilmektedir. TBK’nın 128/2. maddesi uyarınca belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir. Somut olayda dava konusu teminat mektubu üzerinde “İşbu teminat mektubu 30.04.2011 tarihine kadar geçerli olup, bu tarihe kadar elimize geçecek şekilde tarafınızdan yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz olacaktır.” ibarelerine yer verilmiş, teminat mektubunun süresi aynı şartlarla 12.08.2014 tarihine kadar uzatılmıştır. Genel bankacılık uygulamasına göre, teminat mektubunun aslının iadesi, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiği ve dolayısıyla teminatın sona erdirilebileceği anlamına geldiği gibi, Dairemizin 22.10.2012 tarih 2011/92-2012/16721 E.K sayılı ilamında da, teminat mektubunun tazmini talebinde, muhatabın mutlaka lehdarın, teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtmesinin gerektiği, muhatabın bankaya yazdığı rizikonun gerçekleştiği açıklamasını içermeyen soyut yazının banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi için yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Bu itibarla, mektupta öngörülen teminat süresi içerisinde davacının tazmin talebinde bulunmadığı ve sürenin sona ermesi ile davalının sorumluluğunun ortadan kalktığı göz önünde bulundurularak, yerel mahkeme kararına karşı davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldıırlmasına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.[8]

TAZMİN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMEYEN BANKANIN SORUMLULUĞU:

Vadeli banka teminat mektuplarında, lehtarın yükümlülüğünü yerine getirmediği veya borcunu ödemediği kaydını içeren yazılı tazmin talebinin süre bitimine kadar bankaya ulaştırılması halinde, banka tazmin yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Alacaklı – muhatabın bu usul ve esaslara uygun tazmin talebini bankaya iletmesine rağmen bankanın tazmin sorumluluğunu yerine getirmemesi durumunda, muhatap tarafından teminat mektubu miktarının ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte tahsili için bankaya karşı icra takibi başlatılabilmektedir. Nitekim bu hususta açılmış icra takiplerinin itirazın iptali davalarına konu olması nedeniyle Yargıtay içtihatları bulunmakta olup, teminat mektubu miktarlarının bankadan icra takibi yoluyla talep edilmesinde bir sakınca görülmemiştir.[9]

Muhatap tarafından teminat mektubunun tahsili amacıyla başlatılacak icra takibine itiraz olması veya doğrudan dava yoluna gidilmesi halinde görülecek yargılamada, bankanın teminat mektubu metninden kaynaklanan itirazları dışında lehtar ile muhatap arasında olan sözleşmeden kaynaklı itirazları dinlenmeyecektir.[10] Nitekim, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 23.12.2015 tarihli, 2015/5072 E., 2015/17471 K. sayılı kararı şu şekildedir:

“Davacı, iş sahibi idarenin teminat mektubunun paraya çevrilmesini talep etmesi halinde davalı bankanın teminat mektubu metninden kaynaklanan def’iler dışında akdi ilişkinin mahiyetine ilişkin itirazları dinlenmez. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.”

SONUÇ :

Banka teminat mektupları doğrudan kanuni bir düzenlemeye sahip olmamakla birlikte günlük ticari hayatta yaygın olarak kullanılmaktadır. Teminat mektuplarının farklı türleri olmasına karşın uygulamada karşılaştığımız neredeyse tüm teminat mektuplarının “ilk talepte ödeme kaydını içeren” şarta bağlı olmayan teminat mektupları olduğunu söyleyebiliriz. Bu teminat mektupları bankalar tarafından genellikle vadeli olarak düzenlenmektedir. Teminat mektuplarının ve tazmin yazılarının içerikleri ve şartları doktrin tartışmaları ve içtihatlar ile oluşmuştur. Bu bağlamda, “süre bitimine kadar yazılı olarak başvurulmaması halinde bankanın sorumluluğunun sona ereceği” ve benzeri ifadeler içeren teminat mektuplarında; lehtarın yükümlülüğünü yerine getirmediği veya borcunu ödemediği kaydını içeren yazılı tazmin talebinin süre bitimine kadar bankaya ulaştırılması gerekmektedir. Muhatabın bu şekilde tazmin talebini bankaya iletmesine rağmen bankanın tazmin sorumluluğunu yerine getirmemesi durumunda ise alacaklı-muhatap, teminat mektubu miktarının ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte tazmini için bankaya karşı icra takibi başlatabilmekte veya dava yoluna gidebilmektedir.

Saygılarımızla,

                                                                                  Av. Halil ŞİMŞEK & Av. Fatma Nur YILDIZ ERTEN

 

*İşbu bilgi notu içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği teşkil etmemekte ve yasal mevzuatta yapılacak değişiklikler kapsamında güncel hali yansıtmayabilecek olup, bu değerlendirmelerden ötürü herhangi bir şekilde Taşkın & Şimşek Avukatlık Ofisi’ne sorumluluk yükletilmesi mümkün değildir. Bu bilgi notunun kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye edilir.


[1] YİBK. 13.12.1967 T. 1966/16 E. 1967/7 K, YİBK. 11.6.1969 T. 1969/4 E. 1969/6 K.

[2] Türk Hukuku’nda Banka Teminat Mektupları/B.Önder/Ankara 2019

[3] Doğan Vahit, Teminat Mektupları, Ankara 2015, s. 73

[4] Doğan Vahit, Teminat Mektupları, Ankara 2015, s. 80

[5] Yargıtay 11. H.D. 24.01.2013 T. 2012/798 E. 2013/1542 K.

[6] Yargıtay 11. H.D. 24.01.2013 T. 2012/798 E. 2013/1542 K.

[7] Yargıtay 11. H.D. 22.10.2012 T. 2011/92 E. 2012/16721 K.

[8] Yargıtay 11. H.D. 04.04.2019 T. 2017/2572 E. 2019/2649 K.

[9] Yargıtay 19. H.D. 15.04.2019 T. 2018/618 E. 2019/2564 K.; Yargıtay 19. H.D. 23.12.2015 T. 2015/5072 E. 2015/17471 K.;

[10] Yargıtay 19. H.D. 23.12.2015 T. 2015/5072 E. 2015/17471 K.

0